Bugün bayram ama kim için?
Bugün bayram… Eskiden büyüklerimiz, ‘Eski bayramların tadı kalmadı’ derdi. Biz de onlara hak verir ama yine de bayram sabahlarının telaşıyla, çocukların sevinciyle, sofraların bereketiyle içimizde bir bayram coşkusu taşırdık. Ancak bu bayram, her zamankinden farklı…
Bu bayram, içimiz buruk, yüreğimiz sıkışık… Çünkü bayramı ailelerinden uzakta geçirenler var. Sadece fiziken değil, adaletin ve vicdanın da sınırlarını aşan duvarların ardında… Çocuklarımızın geleceği için, haklarımız için, adalet için yürüyen insanlar; bugün, sevdiklerinden ayrı, bayramı demir parmaklıklar arkasında karşılıyorlar.
Bir anne olarak, bir insan olarak vicdanım sızlıyor. Bayram dediğimiz şey, sadece yeni kıyafetler giymek, tatlı yemek, büyükleri ziyaret etmekten mi ibaret? Bayram, asıl anlamını dayanışmadan, merhametten, adaletten ve özgürlükten almaz mı? Bugün biz bayram sofralarına otururken, bir yerlerde çocuklar babalarına, annelerine sarılamıyorsa, nasıl bayram edebiliriz?
Adaletin terazisinin şaştığı, hak savunucularının susturulmaya çalışıldığı bir dünyada, bayramlarımızın da ruhu kayboluyor. Bir çocuğun babasına hasretle büyümesi, bir annenin evladına sarılamaması, bir insanın sadece düşündüğü, savunduğu için haksızlığa uğraması karşısında nasıl içimiz rahat edebilir?
Bugün bayram… Ama kimler için?
Gerçek bayram, adalet yerini bulduğunda, haksızlıkların son bulduğunda, her çocuğun anne ve babasına sarılabildiği, her insanın özgürce konuşabildiği gün yaşanacak. İşte o zaman bayramın ruhu tekrar doğacak. O gün gelene kadar, vicdanlarımızı rahatlatmak yerine daha çok düşünmeli, daha çok hissetmeli ve daha çok dayanışma göstermeliyiz.
Bayramın gerçekten bayram olduğu günlere…
Herkesi kucaklayın, adalet hepimiz için var diyen çocuklarımız Bayram kutlayamıyor. En çokta onların hakkıydı bu bayram. Bayram zaten herkesi kucaklamak değil mi?