CHP’li Toprak: Bu gidişle yerli milli turizm sektörü ve tesisi kalmayacak

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “İktidarın salgını ve aşılama programını yönetememesinin sonucunda ciddi turist beklenen ülkelerden Almanya’nın, hızlanan vaka ve vefat artışları üzerine Türkiye’yi en riskli ülke tasnifine alması ve vatandaşlarına çok zorunlu olmadıkça Türkiye’ye gitmemeleri uyarısını duyurması, turizm sektörünü batmanın eşiğine getirdi. İkinci dalga çöküşle birlikte kalan tesisler de ayakta kalamayacak. Bu gidişle yerli-milli turizm sektörü ve tesisi kalmayacak” dedi.
CHP Genel Başkan Başdanışmanı, İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın her hafta hazırladığı değerlendirme raporundan öne çıkanlar şöyle:
TÜRKİYE’Yİ BU KONUMA SÜRÜKLEYEN KEYFİ UYGULAMALAR: Türkiye, iktidarın başarısız ve 24 saat sonrası öngörülemez politikaları sonrasında Dünya Enflasyon Ligi’nde şampiyon ilk 12 ülke arasında yer alıyor. Demokrasiyle yönetilen hemen hiçbir ülkenin bulunmadığı en yüksek enflasyona sahip ülkeler arasında Türkiye’nin de bulunması, enflasyon-demokrasi ilişkisini sorgulamayı gerektiriyor. Ekonomideki keyfilik, ülkemizi diğer kuralsız-otokrat ülkelerle aynı kategoriye sürüklüyor. Enflasyonun oluşumunda ülkeyi yönetenlerin basiretsiz, sonrasını hesap etmeksizin ülkeyi ve ekonomiyi kişisel tercihleri ve keyfi kararları ile yönetmelerinin etkisi ön planda. Hesap verme, sorgulanma kaygısı taşımaksızın aldıkları kararlarla yönettikleri ekonomi, enflasyon üretiyor. Enflasyon, aynı zamanda ekonomik eşitsizlik ve adaletsizliğin de en somut göstergesi. Bir kesimi olağanüstü zenginleştirirken, geniş kitleleri yoksullaştıran, servet transferini hızlandıran, gelir adaletsizliğini zirveye çıkartan bir ekonomik yara. Enflasyonu yüzde 10’un üzerinde olan ve bu yıl da aynı kategoride yer alacakları IMF tarafından öngörülen ülkelere baktığımızda içlerinde tek Avrupa ülkesi Türkiye. AB hedefinden uzaklaşan, demokrasiyle arasına koyduğu mesafe her geçen gün açılan Türkiye’yi hak etmediği bu konuma sürükleyen, iktidarın siyasi – ekonomik kararları ve keyfi uygulamalarıdır.
İSTATİSTİKLER VATANDAŞIN NEDEN GÜVENMEDİĞİNİ GÖSTERDİ: İktidarın vatandaşlara yastık altındaki döviz ve altınlarını bozdurmaları, TL yatırım araçlarına geçmeleri çağrısına karşılık, TÜİK’in mart 2021 Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getirisi istatistikleri, vatandaşın neden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güvenmediğini gösterdi. Vatandaşlara en yüksek getiriyi aylık yüzde 7,25 net kazançla ABD doları, yüzde 5,49 ile Euro sağlarken, hisse senetleri ve hazine kâğıtları gibi TL yatırım araçları, kaybettirdi. Gerek kısa vadeli gerekse uzun vadeli tasarrufların değerlendirilmesinde döviz ve altın tasarruf sahiplerine en yüksek getiriyi sağlarken, vatandaşların neden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrılarına karşılık vererek döviz ve altınlarını bozdurmadıkları, iktidara bağlı TÜİK’in resmi verileriyle somutlaşıyor.
TURİZM İFLASIN EŞİĞİNDE: Kademeli erken normalleşme kararıyla patlama yapan Covid-19, ülke çapında sorunları büyütürken Turizm Sektörü iflasın eşiğine dayandı! Türkiye’nin en önemli döviz geliri kaynaklarından birisi olan Turizm, iktidarın yanlış uygulamaları, kararları ve ekonomi politikalarından en olumsuz etkilenen sektörlerin başında yer alıyor. Geçen yılın ardından bu yıl yaşanacak ikinci dalga yıkım, turizm sektörünü tümüyle bitirecek! Yeni turizm sezonuna hazırlanan turistik tesisler, işletmeler, tur operatörleri öncelikle kısa çalışma ödeneğinin 31 Mart’ta uygulamadan kaldırılmasıyla istihdam edecekleri personel açısından büyük darboğaza girdi. Ardından iktidarın salgını ve aşılama programını yönetememesinin sonucunda ciddi turist beklenen ülkelerden Almanya’nın, hızlanan vaka ve vefat artışları üzerine Türkiye’yi en riskli ülke tasnifine alması ve vatandaşlarına çok zorunlu olmadıkça Türkiye’ye gitmemeleri uyarısını duyurması, turizm sektörünü batmanın eşiğine getirdi. İktidarın ihracattan sonra ülkemizin en çok döviz kazandıran turizm sektörünün sıkıntılarına, sorunlarına böylesine duyarsız ve uzak olması kabul edilebilir değil. Geçen yıl salgın nedeniyle ağır kayıplara uğrayan turizm sektöründe yüzlerce yerli işletme, tesis, tatil köyü ayakta kalamayarak yabancı tur şirketleri, operatörler, uluslararası tatil köyü zincirleri tarafından ucuz fiyata satın alındı, el değiştirdi. Şimdi ikinci dalga çöküşle birlikte kalan tesisler de ayakta kalamayacak. İflas edecek, borçlarından ötürü haczedilecek ya da yükselen döviz kurları karşısında sudan ucuz fiyatlarla yabancı turizmcilere satılacak! Bu gidişle yerli-milli turizm sektörü ve tesisi kalmayacak. İleride salgın atlatıldıktan sonra, turizmden gelecek kazançlar da bu tesisleri satın alan yabancı turizm şirketleri tarafından kendi ülkelerine transfer edilecek. İvedilikle turizm sektörü temsilcileri, örgütleri ve kurumlarıyla bir araya gelinerek sorunlarının dinlenmesi, çözüm önerilerinin ciddiye alınması ve sektöre dönük bir acil eylem-destek programının hazırlanarak uygulamaya konulması elzemdir. Kısa çalışma ödeneği tekrar başlatılmalıdır. Türkiye turizminin ve turizm sektörünün çöküşü durdurulmalı, yüzlerce yan sektörü besleyen, ayakta tutan bu sektöre sahip çıkılmalıdır.