Başarının gölgesindeki haksızlık!!
Futbolda eleştiri, gelişimin ve farkındalığın anahtarıdır. Ancak eleştirinin de adil ve mantıklı bir zeminde yapılması gerekir. Bugün liderlik koltuğunda oturan, 15 maçta sadece 4 gol yiyen, deplasmanların çamur içinde zeminlerinde bile dimdik ayakta kalan bir takıma yönelik yapılan bazı yorumlar, maalesef yapıcı eleştiriden ziyade şımarıklık ve ukalalığın bir yansımasıdır.
Geçtiğimiz 3-4 yılın sıkıntıları çabuk unutulmuş gibi görünüyor. O zor dönemlerde, bugün lider olan takımın yerinde kalmayı bile başarı sayan bir camia vardı. Şimdi ise bir “kusursuzluk hastalığı” peyda olmuş durumda. 39 puan yerine 45 puan toplasaydık, yine de tatmin olmayacak bir kesim var. “Neden daha fazla gol atmadık?” veya “Neden hiç gol yemiyoruz ama daha iyisini yapmıyoruz?” gibi mantık sınırlarını zorlayan eleştirilerle karşı karşıyayız.
Futbolun bir realitesi var: Her maçta iyi oynayamazsınız, her zaman gösterişli galibiyetler alamazsınız. Önemli olan, takımın en kötü gününde bile galip gelmeyi ya da yenilmemeyi başarabilmesidir. Bugün eleştirilen bu takım, kötü denilen üç maçta bırakın mağlubiyeti, kalesinde gol bile görmedi. Eğer bu, kötü performanssa, “kötü” kelimesinin tanımını yeniden yapmamız gerekiyor.
Son olarak, unutmamalıyız ki bu bir “kusursuzluk” değil, haksızlık meselesidir. Bu takım, 11 puan farkla liderse ve bu başarıyı tertemiz bir savunma ile pekiştiriyorsa, eleştiri değil, destek hak ediyor. Camia olarak geçmişteki zorlukları hatırlayıp bugünkü başarıların kıymetini bilmek zorundayız. Çünkü bu eleştiriler, takımın performansını değil, eleştirenlerin sabırsızlığını ve vefasızlığını yansıtıyor.
Desteği esirgemek değil, sahiplenmek zamanıdır.